Metal Makina Dergisi
Metal Makine Dergisi / 166. Sayı / 17,07,2007
AYDOSA , “Yapılabilenin En İyisini Yapma” felsefesiyle firmaları yerli üretime yönlendiriyor
1968 yılında Hüseyin Aydoğan tarafından kurulan, zamanın ve teknolojinin gerektirdiği şekilde sürekli yenilenerek iş hayatına aralıksız devam eden firma, bugün üretiminin % 60'ını ihraç eder hale geldi.
İlk yıllarda kesme kalıpları konusunda çalışmalar yapan Hüseyin Bey, kesici takımlar konusunda piyasadaki eksikliği ve dışa bağımlılığı görerek bu konuda imalat yapma kararı almış ve 1970 yılında kater imalatına başlamış. O zamanın modelleri olan beyaz kalemler ve HSS kesici takımlarına uygun katerler üretmiş, bu atılımıyla da Türkiye'de kater üreten ilk firma olmuştur. İlk başlarda HAS markasını kullanan firma piyasada bu markanın çok kullanılması sebebiyle AYDOSA markasına geçmiş. 1975 yılından beri de AYDOSA markasıyla üretim yapmaktadır. 1980'li yılların başında ise sert metal uçların kullanımının artmasıyla, üretimini değiştirilebilir uçlu katerlere yönlendirmiştir.
1990'lı yıllarda bilgisayar kontrollü tezgahların çoğalmasıyla birlikte, ISO standartlarında belirlenen ölçülere uygun olarak ürün yelpazesini genişleten AYDOSA, üretime artı destek sağlayıp ithalat ikamesi sağlamış. 1996 yılında ilk ihracatı Almanya'ya yapmış, takip eden yıllarda da halen devam eden İngiltere, İspanya, İtalya, Kanada ve ABD gibi gelişmiş ülke pazarlarına satış yaparak kalitesini ve uygun fiyatını kabul ettirmiştir.
2 farklı kaplama çeşidi (siyah ve siyaha göre 5 kat daha dayanıklı gümüş renkli kaplama) 6 farklı uç bağlama sistemleri ( -D-, -P-, -C-, -S-, -M-, -M-) , Stoktan sattığı 500'e yakın standart takım ayrıca standart dışı özel üretimlerle, "Her şeyi değil ama yapılabilenin en iyisini yapmak" hedefinde çalışmalarına devam etmektedir.
Bugün CNC tezgahlarla üretilen takımlarının yurtiçi ve yurtdışı fuarlarda, standartlara uygunluğu, üstün işçiliği, ambalaj ve kaplama kalitesi gibi özellikleri sayesinde artan ilgi ile karşılanması, firmaya kıvanç vermektedir.
İmalat Müdürü ve aynı zamanda Firma Ortaklarından Veysel AYDOĞAN dergimize yaptığı açıklamada Kesici ve Delici Takımlar, Tutucular ve Ekipmanları üreten/satan firmaların kendilerine ait bir örgütleri olmaması ile ilgili olarak "Sorunların çözümü açısından birlik olmak gerekli elbette. Ancak bu birliği oluşturacak firmalar aynı anda birbirlerine rakip firmalarda olacaklar. Buna benzer oluşturulan bazı birliklerde , rakiplere açıklanmaması gereken özel bilgilerin de öğrenilmek istendiğini gördük. Bu bağlamda böyle bir birlik oluşturulsa bile öncelikle oluşturulması gereken karşılıklı güven çemberidir" dedi.
Sektörün savunma ve silah sanayi için kilit sayılabilecek bir sektör olduğunu vurgulayan AYDOĞAN "Kesici ve delici takımlar kullanılarak tank parçaları, silahlar, uçak parçaları ve benzeri parçalar üretilebiliyor. Yurtdışındaki imalatçılar devlet desteğiyle çalışmaktalar. Bugün Hindistan gibi bir ülkenin üreticileri bile fuarlara gidip devletin parasıyla istediği makineleri rahatlıkla alabilmekte.
Güçlü ve bağımsız bir ülke olma yolunun sanayileşmeden ve üretimden geçtiği bir gerçektir. Ancak ülkemizde bu gücü yaratabilecek sanayiciler, üretimle değil prosedürlerle uğraştırılmakta. Destek beklediğimiz KOSGEB bile birkaç yıl önce sağladığı "program desteği" dışında sanayicilere etkin destek verememesiyle eleştiriliyor. Her alana yada her sektöre aynı kurum tarafından destek sağlanmaya çalışılmaktansa kilit sektörler belirlenmeli ve ayrıcalık tanınmalıdır. Ya da destek sağlayacak kurumlar sektörel olarak ayrılmalı ve o sektörde uzmanlaşmış kişiler çalıştırılarak sanayiciye destek kolaylaştırılmalıdır. ÇİN büyüyerek geliyor ve kaybedecek daha fazla zamanımız yok” dedi.
İthal mallara karşın da yerli üreticinin korunmadığını belirten AYDOĞAN, kota olmadığını da vurgulayarak "Geçmişte eski doğu bloku ülkelerinden , özellikle Bulgaristan'dan kontrolsüz, kaçak yollarla gelen takımlar nedeniyle bu sektör zor günler yaşadı. Biz bu dönemi kaliteden ödün vermeyerek atlattık ve yine kalitemiz sayesinde yurtdışına ihracat yapabiliyoruz. Şimdi de ucuz iş gücü , ucuz elektrik ve devlet sübvanseleri ile Çin aynı şekilde tehdittir" dedi.
Türkiye'deki en büyük sorunlardan birinin de tahsilat olduğunu ifade eden AYDOĞAN "Bir marka önce kendi ülkesinde var olmalı düşüncesindeyiz ve bu nedenle %100 kapasiteyle yurtdışına çalışmak istemiyoruz. Ancak Türk piyasasında ödeme konusundan yaşadığımız sıkıntılar nedeniyle kararımızda şüpheye düştüğümüz oluyor. Eskiden sözler senetmiş ancak şimdi senetler bile senet niteliği taşımıyor. Vadelere uyulmuyor, çekler karşılıksız çıkıyor. Yurtdışında bu anlamda büyük bir istikrar var. En uzun vade 30 gün. Ödeme sisteminiz aksamıyor ve üzülmüyorsunuz. Hammadde yönünden de sıkıntılar var. Çelik satıcılarında kalite sertifikasıyla satış bilinci oluşmadı. Kalite sertifikası verilse bile aldığınız malzemeye ait olduğuna emin olamıyorsunuz. Ancak malzemeden kaynaklanan hatalardan da üreticinin sorumlu olması nedeniyle, hammadde temininde yurtdışına yöneliyoruz" dedi.
Veysel AYDOĞAN açıklamalarının sonunda firmanın kısa ve uzun vadedeki hedefleri ile ilgili ise "2006 yılındaki üretimimiz %60'ını yurtdışına, % 40'ını da yurtiçine verdik. 2007 yılı için yurtdışındaki müşterilerimizden gelen talepler, bizim üretim kapasitemizin %100'ün karşılayacak nitelikte. Ancak biz %100 kapasiteyle yurtdışına çalışmak istemiyoruz. Bu nedenle yeni tezgah alımlarımız var. Üretime dahil olan yeni tezgahlar ve aparat sistemlerimizdeki değişikliklerle bu yıl üretim kapasitemizi geçen yıla göre %70 oranında arttırmayı planlıyoruz. Şu an sadece tornala takımları konusunda imalat yapmaktayız. Önümüzdeki dönemlerde döner takımlar imal etmeyi de hedefliyoruz. Bu doğrultuda altyapı hazırlıklarımız devam ediyor. Son söz olarak yerli üreticilere şu tavsiyede bulunabiliriz; Yabancının iki tane beyni yok. Onlar da bizim gibi tek beyinli. Fakat sadece işlerine aşırı dikkat ve önem göstererek yaptıkları işte başarılı oluyorlar. Bizim de üretirken buna dikkat etmemiz gerekiyor" dedi.